insan ayarlı

4 Ağustos 2015 Salı

Parmenides (Felsefe-010)

Parmenides, Herakleitos’un tam zıttı olarak varlığın var olduğunu ve oluşun mümkün olmadığını söyler. Miletlilerin tek bir arkhe ile hem varlığı hem de oluşu mümkün kılma çabaları Herakleitos-Parmenides çatışması ile başarısızlığa uğramışa benzer.

Parmenides, metafizik bilgiyle deneysel bilgiyi de birbirinden kesin olarak ayırır. Varlığa tamamen rasyonel bir açıklama vermeye çalışır. Daha önceki filozoflar da elbette ki varlık üzerine akıl yürütmeye dayanmışlardır ancak her zaman sezgisel bir tarafı da vardır.
 
Özellikle Herakleitos her şeyin bir akış içinde olduğunu söylerken, pek de duyulardan veya duyusal deneyden hareket eden bir tez ileri sürmemekteydi. Duyularımızın bize dünyayı hiç de Herakleitos’un ileri sürdüğü tarzda bir şey olarak göstermezken, tersine evrenin genel olarak sabit olduğunu telkin eder. Bu sebepten Herakleitos’un kuramının bilgiyle alakalı kısmı duyulara değil logos adını verdiği akılsal bilgiye dayandırır. 

12 Temmuz 2015 Pazar

Karanlık Herakleitos (Felsefe-009)

Herakleitos’tan günümüze 126 fragman ulaşmıştır ki bu o dönem için ciddi bir kaynaktır. Miletliler ya da Pisagorcular da göreceğimizin aksine Herakleitos bir bilim adamı olarak öne çıkmamıştır. Bunun sebebi bilimsel veya diğer her türlü bilginin üzerinde bir kavrayışa sahip olduğunu düşünmesidir.

Çok şey bilmek, aklı eğitmez; eğer eğitseydi Hesiodos, Pythagoras, Ksenophanes ve Hekaitos’u eğitirdi.

Herakleitos varlık, bilgi, ahlak, siyaset felsefeleri üzerine fikirlere sahip olmasından, kimilerine göre ilk filozof olarak kabul edilmektedir.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Ksenophanes (Felsefe-008)

Elea Okulu'nun kurucusu ve Parmenides'in hocası olan Ksenophanes, Yunan mitolojisine tam anlamıyla karşıdır. Tanrıların insan şeklinde tasvir edilmesini (antropo-morfizm) ve insanlara özgü zaaf ve ahlaksızlıklara sahip olmalarını reddeder. "Tanrılar" fikrini kabul eder ancak tüm tanrılar ve insanlar üstünde Evren'in yegane idarecisi "Bir İlah" fikrine sarılır. Ona göre: “Eğer İlah en kudretli olan ise tek olması lazım gelir. Zira, iki veya daha fazla olsa idi en kudretli olamazdı.”

Esas eleştirisi Homeros-Hesiodosçu insan biçimci çoktanrıcı anlayıştır. Daha ahlaki ve tutarlı bir tanrı anlayışı getirmek istemiştir.O, antropo-morfizmin insanlara özgü bir zihin zaafı olduğu kanaatindedir. Zira, insanlar tanrıları kendileri insan oldukları için insan-şekilli farz ediyorlar; halbuki hayvanların da akılları olsaydı onlar da tanrıları hayvan-şekilli farz edeceklerdi. Aşağıdaki meşhur sözlerinden bunu net bir şekilde görebiliriz.

"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verdirirlerdi... Habeşler tanrılarının kara ve basık burunlu, trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."

30 Aralık 2014 Salı

Pythagoras (Felsefe-007)

Pisagor'a bir kral "Sen bilge misin?" diye sorar. O da "Ben bilge değilim, sadece Tanrı bilgedir. Ben sadece bilgelik arayıcısıyım." der.

--- ---
 
Pythagorasçıların döneminde, felsefenin mahiyeti tamamen değişecektir. Felsefe artık evrenin ana maddesi felsefesinden çıkarak, bir yaşama biçimi halini alacaktır. Amacı insanlara bilgi vermek değil, onları kurtarmak olacaktır. Felsefe cemaatler / tarikatler halinde örgütlenip, insanları suçlarından / günahlarından arındırmaya çalışacaktır. Bu cemaatlere katılan insanlara, yaşamayla ilgili kurallar koyacaktır. Bu bakımdan amaç ve örgütlenme açısından kültlerle neredeyse aynıdırlar. Ancak Pythagorasçılık aynı zamanda bilimsel ve felsefi görüşlere de sahip olduğundan, kültler tarihi içinde değil de felsefe tarihi içinde ele alınır. Bu yeni felsefe anlayışı Sokrates, Platon ve İslam Dünyası’nda da varlığını sürdürecektir. edebiliyoruz.

25 Aralık 2014 Perşembe

Anaksimenes (Felsefe-006)

Anaksimandros’tan bir kuşak kadar gençtir (MÖ 585 – 528). Anaksimandros gibi «Doğa Üzerine» bir eser kaleme aldığı bilinmektedir, ancak sadece birkaç cümle günümüze kalmıştır. Anaksimenes’in kozmolojisi Anaksimandros’unkinden daha ilkeldir. Ona göre dünya havada yaprak gibi yüzmektedir. Güneş’in doğuşu batışı ile ilgili olarak da Thales’in modeline geri döner. İlk defa gezegenler ile yıldızlar arasında ayrım yaparak ay ve güneş tutulmalarına doğru açıklamalar getirerek ilerleme kaydetmiştir. Ay’ın Güneş’ten aldığı ışığı yansıttığını da söyler.

Güneş ve Ay’ı hava tarafından taşınan gezegenler gibi düşünürken, yıldızları kristal küreye çakılmış çiviler gibi modellediği düşünülmektedir. Bu daha sonra Aristoteles’te oradan da İslam Dünya’sında Batı’da devam eden astronomi öğretisinin başlangıcı olabilir. Ona göre gökkuşağı, güneş ışınlarının yoğunluğu fazla olan bir bulut üzerine düşmesi ve oradan yansımasıdır. Depremlerin meydana gelmesiyle ilgili de teorileri de vardır.