"Felsefe tarihi, ortaya çıkan türlü felsefelerde türlü gelişme derecelerinde yalnız tek bir felsefe bulunduğunu ve aynı zamanda bir sistemin dayandığı özel ilkelerin de ancak tek ve aynı bütünün dal budaklarından ibaret olduğunu açıkca ortaya koyar. Son gelen felsefe daha önce gelen bütün felsefelerin sonucu olup bunların hepsinin ilkelerini kapsamak zorundadır." der Hegel.
Elbette bu son derece tartışmalıdır ve aşağıda da bahsedeceğimiz üzere bir çok felsefe tarihçisi bunun tam tersini düşünür.
Felsefe tarihi üzerine düşündüğümüzde, üç temel mesele ile karşılaşırız.
1) Felsefenin başlangıcı için hangi dönemi almak gerekir? MÖ 6 yy.'da Thales tarafından mı ilk olarak ortaya çıkmıştır yoksa daha eskilere - Mısır, Mezopotamya, Hint Alt Kıtası - dayandırmak mı gerekir?
2) Felsefenin, diğer bütün faaliyetleri kapsayan tarihten başka bir tarihinden bahsedilebilir mi? Siyaset, din, sanat tarihlerinden bağımsız bir tarihi var mıdır?
3) Felsefede düzenli bir gelişmeden yani evrimden bahsedilebilir mi? Yukarıda Hegel'in verdiği cevabın sorusudur bu.
Biz tartışmaya tersten başlayalım.
