insan ayarlı

1 Eylül 2015 Salı

Elea'lı Zenon (Felsefe-011)

Diyalektik Akıl Yürütme

Elea’lı Zenon’u Aristoteles diyalektik akıl yürütmenin kurucusu olarak takdim eder. Aristoteles'e göre diyalektik; kesin öncüllerden hareketle, kesin sonuçlara varan akıl yürütmeden farklı olarak, muhtemel veya akla yakın öncüllerden hareketle, yine muhtemel veya akla yakın, ikna edici sonuçlara varan bilimsel olmayan akıl yürütmedir. Bu açıdan diyalektik akıl yürütme bilimsel akıl yürütmenin altında olsa da, aldatıcı olan sofistik akıl yürütmenin üzerindedir.

Aristoteles'e göre diyalektik akıl yürütmenin en önemli faydalarından biri, bilimsel olarak kanıtlanması mümkün olmayan bazı şeylerin dolaylı olarak kanıtlanmasını sağlamasıdır. Örneğin özdeşlik ilkesi bu tür bir ilkedir. Ona göre bu ilke doğrudan kanıtlanamaz; çünkü herhangi bir kanıtlamanın kendisi zaten özdeşlik ilkesinin kabulüne dayanır ve onu önceden varsayar. Özdeşlik ilkesini kanıtlamaya çalışmak, kanıtlamaya çalışılan şeyi önceden varsaydığı veya gerektirdiği için kanıtlama iddiasında olduğu bir ilkeyi karşısındakinden istemesidir. Buna karşılık özdeşlik ilkesi, bu ilkeyi kabul etmeyen insanların görüşlerinin saçmalığı gösterilerek dalaylı olarak kanıtlanabilir. Bu, «saçmaya indirgeme» yoluyla dolaylı kanıtlamadır.

Zeno gençlere doğrunun ve yanluşın kapıları gösteriyor (Veritas et Falsitas)

4 Ağustos 2015 Salı

Parmenides (Felsefe-010)

Parmenides, Herakleitos’un tam zıttı olarak varlığın var olduğunu ve oluşun mümkün olmadığını söyler. Miletlilerin tek bir arkhe ile hem varlığı hem de oluşu mümkün kılma çabaları Herakleitos-Parmenides çatışması ile başarısızlığa uğramışa benzer.

Parmenides, metafizik bilgiyle deneysel bilgiyi de birbirinden kesin olarak ayırır. Varlığa tamamen rasyonel bir açıklama vermeye çalışır. Daha önceki filozoflar da elbette ki varlık üzerine akıl yürütmeye dayanmışlardır ancak her zaman sezgisel bir tarafı da vardır.
 
Özellikle Herakleitos her şeyin bir akış içinde olduğunu söylerken, pek de duyulardan veya duyusal deneyden hareket eden bir tez ileri sürmemekteydi. Duyularımızın bize dünyayı hiç de Herakleitos’un ileri sürdüğü tarzda bir şey olarak göstermezken, tersine evrenin genel olarak sabit olduğunu telkin eder. Bu sebepten Herakleitos’un kuramının bilgiyle alakalı kısmı duyulara değil logos adını verdiği akılsal bilgiye dayandırır. 

12 Temmuz 2015 Pazar

Karanlık Herakleitos (Felsefe-009)

Herakleitos’tan günümüze 126 fragman ulaşmıştır ki bu o dönem için ciddi bir kaynaktır. Miletliler ya da Pisagorcular da göreceğimizin aksine Herakleitos bir bilim adamı olarak öne çıkmamıştır. Bunun sebebi bilimsel veya diğer her türlü bilginin üzerinde bir kavrayışa sahip olduğunu düşünmesidir.

Çok şey bilmek, aklı eğitmez; eğer eğitseydi Hesiodos, Pythagoras, Ksenophanes ve Hekaitos’u eğitirdi.

Herakleitos varlık, bilgi, ahlak, siyaset felsefeleri üzerine fikirlere sahip olmasından, kimilerine göre ilk filozof olarak kabul edilmektedir.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Ksenophanes (Felsefe-008)

Elea Okulu'nun kurucusu ve Parmenides'in hocası olan Ksenophanes, Yunan mitolojisine tam anlamıyla karşıdır. Tanrıların insan şeklinde tasvir edilmesini (antropo-morfizm) ve insanlara özgü zaaf ve ahlaksızlıklara sahip olmalarını reddeder. "Tanrılar" fikrini kabul eder ancak tüm tanrılar ve insanlar üstünde Evren'in yegane idarecisi "Bir İlah" fikrine sarılır. Ona göre: “Eğer İlah en kudretli olan ise tek olması lazım gelir. Zira, iki veya daha fazla olsa idi en kudretli olamazdı.”

Esas eleştirisi Homeros-Hesiodosçu insan biçimci çoktanrıcı anlayıştır. Daha ahlaki ve tutarlı bir tanrı anlayışı getirmek istemiştir.O, antropo-morfizmin insanlara özgü bir zihin zaafı olduğu kanaatindedir. Zira, insanlar tanrıları kendileri insan oldukları için insan-şekilli farz ediyorlar; halbuki hayvanların da akılları olsaydı onlar da tanrıları hayvan-şekilli farz edeceklerdi. Aşağıdaki meşhur sözlerinden bunu net bir şekilde görebiliriz.

"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verdirirlerdi... Habeşler tanrılarının kara ve basık burunlu, trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."